Yakın Tarihimizin Bir Yanlışı

ATATÜRK ORDU KONUŞMASINDA NE SÖYLEDİ?

BUGÜNE KADAR BİLDİĞİMİZ KONUŞMA YANLIŞ!

Atatürk’ün 19 Eylül 1924’te Ordu’yu ziyaretinde yaptığı konuşma hepimizin bildiği kısa bir söylevdir. Ordu ile ilgili birçok kitapta, belgede, İlkadım Anıtı’nda, vilayetin internet sitesinde hep aynı konuşma yazılır. Her yıl törenlerde bu konuşma yeniden okunur. Şöyledir o bilinen konuşma: “Muhterem Ordu Ahalisi, Hakkımda göstermiş olduğunuz samimi tezahürat bende derin hissiyat bıraktı. Bu şuurlu tezahüratınızla Türk milletinin bütün cihan muvacehesinde ilelebed yaşayacağını bir daha ispat etmiş olan sizin samimi çehreleriniz ve sevimli gözleriniz karşısında günlerce kalmak ve sizinle samimi hasbihallerde bulunmak isterdim. Fakat ciddi bir sebep buna manidir. İnşallah samimi ve sevimli muhitinizi ziyaret ederim. Allahaısmarladık. Bu konuşma, 19 Eylül gününün resmi olarak kutlandığı günden beri “doğru” kabul ediliyor. Oysa gerçek konuşma bu mu? İlimizin değerli araştırmacısı Sıtkı Çebi, bütün kitaplarında konuşmanın bu şekilde olduğunu belirtiyor. Vilayet de sanıyorum Sıtkı Çebi’ye dayanarak bu metni “Atatürk’ün Ordu Nutku” olarak benimsedi yıllar yılı. Yukarıda metnini verdiğim konuşma, o dönemde Cumhuriyet gazetesinde yayımlanmıştı. Ancak başka diğer kaynaklarda, daha güvenilir kaynaklarda ise konuşma böyle değil. O dönemde devletin yarı resmi gazetesi olan “Hakimiyet-i Milliye”nin Atatürk’ü adım adım izlemekle ve bütün konuşmalarını harfi harfine not etmekle görevli bir muhabiri vardır. O, bütün gezilerde bulunur ve Cumhurbaşkanının konuşmalarını aynı gün, ertesi günkü gazeteye yetiştirmek üzere telgrafhanelerden öncelikle yararlanarak gazete haber merkezine iletirdi. Bunun dışındaki gazetelerin ise ancak yerel muhabirleri konuşmaları not eder ve gazetelerine bildirirlerdi. Atatürk’ün Karadeniz gezisinde de Hakimiyet-i Milliye muhabiri gezi ekibinin içindeydi. Bu nedenle, bu “yarı resmi devlet gazetesi”nde yayımlanan konuşmalar bütün kaynaklarca asıl konuşma olarak kabul edilir. Zaten, Atatürk’le ilgili güvenilir kaynaklar da bu gezide, Ordu’da yapılan konuşmayı Hakimiyet-i Milliye gazetesinden alıntılayarak yazarlar. Başka bir deyişle, Atatürk’ün bizim bildiğimiz, doğru sandığımız konuşması yalnızca ve yalnızca Ordu’da öyle bilinir. Nedir diğer kaynaklar? Bunlardan biri, en güvenilir kaynaklardan biri “ “Atatürk’ün Resmi Yayınlara Girmemiş Söylev, Demeç, Yazışma ve Söyleşileri” adlı yapıttır. Sadi Borak’ın yayına hazırladığı bu yapıt, “Halkevleri Atatürk Enstitüsü Araştırma Yayınları”nca yayımlanmıştır. Bunun dışındaki güvenilir kaynaklardan biri de Kaynak Yayınları’nın bir dizi olarak yayımladığı “Atatürk’ün Bütün Eserleri” adlı yapıttır. Araştırmacılarca ciddiye alınan, önemsenen bir diğer kaynak ise Mehmet Önder’in, Türkiye İş Bankası Yayınlarınca yayımlanan “Atatürk’ün Yurt Gezileri” adlı yapıttır. Bu andığım kaynaklardaki konuşma metni ile Cumhuriyet gazetesinde yayımlanmış metni, Devrim Tarihi Hocası Prof. Dr. Şerafettin Turan’a gösterdim ve görüşünü sordum. “ Asıl olan Hakimiyet-i Milliye gazetesinin yazdığıdır” dedi Prof. Turan. “Cumhuriyetin yerel muhabiri, konuşma esnasında not tutmaya çalışmıştır hızlı hızlı. Kaçırdığı yerleri büyük olasılıkla kendisi doldurmuştur. Sonra telgrafhanede memura yazdırırken de değişikliğe uğrayabilir. Telgraf metni makineyle yazılırken de değişebilir; bunların dışında gazeteye dizilirken de değişikliğe uğrayabilir” dedi. Gerçekten de telgrafhanede konuşma yazılırken “köy”, “göz” olmuş! Peki, bütün güvenilir kaynaklarda geçen asıl konuşma nasıldı? İşte, Atatürk’ün Ordu’da yaptığı konuşmanın aslı: “Muhterem Ordu Ahalisi, Hakkımda gösterdiğiniz samimi tezahürat bende pek derin hissiyat bıraktı. Maalesef ciddi bir sebep aranızda fazla kalmama mani oluyor. Bunun için müteessirim. Fakat vaat ediyorum; ilk fırsatta aranızda daha fazla kalmakla bu teessürü izale edeceğim. Gönül arzu ederdi ki burada günlerce kalayım ve sevimli köylerinizi temaşa ile zevk alayım. Arkadaşlar! Sizin gibi şuurlu bir millete malik olan bu devlet, bütün cihana karşı iftihar etmek hakkına maliktir. Büyük teessürlerle sizden ayrılıyorum. Fakat vaadimi yaptığım zaman bu teessürlerim zail olacaktır. Allahaısmarladık. 20.9.1924, Hakimiyet-i Milliye” Bu konuşmayı bugünkü dile şöyle çevirebiliriz: “Muhterem Ordu Halkı, Benimle ilgili sevinç gösterileriniz beni çok duygulandırdı. Ne yazık ki çok önemli bir sebep aranızda fazla kalmama engel oluyor. Bunun için üzgünüm. Fakat vaat ediyorum; ilk fırsatta aranızda daha çok kalarak bu üzüntüyü gidereceğim. Gönül isterdi ki burada günlerce kalayım ve sevimli köylerinizi zevkle izleyeyim. Arkadaşlar! Sizin gibi bilinçli bir millete sahip olan bu devlet, bütün dünyaya karşı onur duyma hakkına da sahiptir. Sizlerden büyük üzüntülerle ayrılıyorum. Ancak vaadimi gerçekleştirdiğimde bu üzüntüm ortadan kalkacaktır. Allahaısmarladık.” Şimdi yapılması gereken uzun yıllardır süren yanlışlığı bir an önce düzeltmek ve Ordu’ya ilişkin bütün kaynaklarda, belgelerde, anıtlarda doğru metni yazmaktır. Bu görev başta vilayet, belediye, il milli eğitim müdürlüğü olmak üzere bütün Ordu halkınındır.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !