Tarih ve Bugün (1 Temmuz 2009)

                                           

      Bugünlerde yine fındık konuşulmaya başlandı çokça. Valiliğin fındık konusunda bir kitap yayımı hazırlığında olduğunu da öğrendik; umarım doğru, belgelenmiş bilgilerle hazırlanır kitap. Böyle bir çalışmaya Ordu’nun gereksinimi var çünkü.

Konu fındık olunca; fındığa ilişkin sorunlar, çözümler olunca, bir alıntıyı paylaşmak istedim.

“ Karadeniz denince hatıra  fındık gelmemek  mümkün değildir. Bu mevzuda da dileklerinizi dikkatle dinledim(…) Ankara’ya döner dönmez bu mevzu üzerinde dikkatle duracağım. Mahsulün, müstahsilin elinden çıkmadan evvel,  fazla kredi temini imkanı varsa bunu temine ya da kooperatifler vasıtasıyla  şimdiden mahsulü değerlendirmek için baremin dünya piyasaları üstünde iyi bir fiyatla ilanına çalışacağız. Hatta kooperatifler yoluyla  çiftçinin malının elinden çıkmaması için icap ederse  müdahale ile alivre alış ve satışlar yaptıracağız.”

Bu alıntı son zamanlarda ilimizi ziyaret eden bir politikacıya ait değil. Evet, bir politikacıya ait ama tam 58 yıl öncesinin başbakanına ait bu sözler. Başbakan Adnan Menderes , 1951’de Ordu’yu ziyaret ettiğinde halka hitap ederken söylemiş bu  sözleri..

 

Başka bir alıntıyı daha paylaşmak isterim:

““…Uzun senelerden beri her türlü değer ve kıymetini hakkıyle bulamayan fındığımız, bizleri  her gün zayıf ve acıklı bir vaziyete düşürmektedir. Şimdi öyle bir haldeyiz ki geçen seneden bakiye ve bu seneki borçlarımızın faizini bile ödeyemeyecek durumdayız.”

 

Bu alıntı da Ordulu fındık üreticileri tarafından 1953 yılında DP Ordu  milletvekillerinden Fevzi Boztepe’ye çekilmiş bir telgraftan. Artık bıçağın kemiğe dayandığını dile getirmeye çalışıyorlar. Tam 56 yıl önce…

Daha eskilere ilişkin bilgileri de taradığımızda aynı sonuçlarla karşılaşıyoruz.

Fındık  sorunu bu haliyle çözümsüzdür… Çözümü olan var mı ben duymadım…

 

* *  *

  Önceki gün OrduKent gazetesinde Sayın Nevzat Akata’nın  Ordu Gazeteciler Cemiyeti’ne ilişkin bir eleştirisi vardı. Cemiyetin, yeni binalarındaki salona Ordu Valisinin adını vermelerini eleştiriyordu. Bu eleştiriyi de çok yerinde bir saptamayla Bilal Köyden’e bağlıyordu. Türkiye’nin ilk köy gazetesini çıkaran ve bu uğraşıyla ulusal basın tarihine geçen bu değerli gazetecinin öncelikle anımsanması gerektiğini vurguluyordu. Haklıdır, Nevzat Akata!  Gazeteciler Cemiyeti bu konu üzerinde düşünmelidir. Ancak, küçük bir düzeltme yapmam gerekli. Bilal Köyden Parkı’ndaki o baskı makinesi Köyden’in değildir. Onun kendi imal ettiği baskı makinesi kayıptır ne yazık ki.

 

                                                           * * *

       Söz tarihten açılmışken…

Geçen haftaki yazımda Ordu valiliği sitesindeki tarih hatasını yazmıştım. “Cumhuriyetimizin 90. Yılı Kutlu Olsun” ibaresinin tuhaflığını vurgulamıştım. Sağ olsunlar düzeltmişler, diyebilmeyi isterdim… Ama bir yanlışı düzeltirken başka bir yanlış yapmışlar. Şimdi aynı yerde  “TBMM’nin Kuruluşunun 90. Yılı Kutlu Olsun” yazıyor. Allah aşkına söyler misiniz, hangi hesapla TBMM’nin 90. kuruluş yıldönümü kutlanıyor bu yıl?

 

Şimdi artık tatil zamanı… Sonbaharda  yeniden buluşmak dileğiyle…

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !