Ordulu kemençeci Yunus'un Hazin Öyküsü

 

 

 

Ordulu  Kemençeci Yunus, bu yörenin efsane adlarından biridir. Türkülere düşkün bir yöreden çıkan ilk ünlü  halk şairi ve türkü yorumcusudur. Ancak onu daha da önemli kılan, yaşadığı trajedidir. Zaten onu “âşık” olarak adlandırmamıza neden olan da yaşadıklarıdır.

Kendi halinde yaşayan Ordulu Yunus’u, Türkiye’nin ünlü “Ordulu Kemençeci Yunus” yapan trajedi bir aşk acısıdır.

Kemençeci Yunus, Perşembelidir.  Temel Uzlu, Çerli köyünden olduğunu, “Biciloğlu” ailesine mensup olduğunu söyler. Doğumu bilinmiyor ancak 1910’larda olduğunu tahmin ediyoruz. Eğitim görmemiştir; yalnızca okuma yazma bilir. Güzel kemençe çalar ve yöre türkülerini köy düğünlerinde kemençe eşliğinde söyler.

Perşembe Çerlili Yunus, çok genç yaşta, köyünden bir güzele, Ayşe’ye âşık olur. Ayşe de onu sever; düğünlerde kemençesiyle söylediği türküler Ayşe’nin yüreğine işlemektedir. Yunus, sevdiğini ailesinden istetir. Evlenirler. Genç Yunus’un askerlik zamanı gelir. 1930’ların başıdır. Askere gider. Vatan görevi süresince köyüne gelemez. Terhis olup Ayşe’sine kavuşmak için büyük bir coşkuyla Perşembe’ye döndüğünde hiç beklemediği bir durumla karşılaşır: Ayşe, bir başkasına sevdalanmış ve onunla kaçmıştır.  

O zamana kadar yöre türkülerini çalıp söyleyen Yunus, yüreğini yakan acıyı kendi bestelerine dökmeye başlar. Yakınları, karısının ardından yeteneğinin bir yanardağdan püsküren lavlar gibi birden ve beklenmedik bir zamanda ortaya çıkıvermesine tanık olurlar. Artık kendisi besteleyip kendisi çalmakta, kendisi söylemektedir. Hep Ayşe’sini anlatır. Sevdanın kimi nereye götüreceği bilinemez. Ayşe başkasına sevdalanıp gittiğinde, Yunus’un kalbi onu bırakıp giden karısında kalmıştır. İçli türküleriyle bütün Ordu’da tanınır. Keçiköy ve Düzmahalle kahvehanelerinde, gazinolarda, hanlarda, bez torbasından çıkardığı kemençesini eline alır, gözlerini kapar ve gözyaşları içinde Ayşe’sinin ardından yaktığı türküleri söyler.

Yunus’un sevdası ve acısı içini öylesine yakar ki genç karısıyla yaşadığı bu topraklarda duramayacağını anlar; kemençesini bez torbasına koyup yollara düşer. Uzun süre haber alınamaz. Kimbilir nerelerde ölüp gittiği düşünülür. Yakınları bile artık bu zavallı âşığı unutmaya başlamıştır. Takvimler 1940’lı yılları  göstermektedir.

Sonra bir gün, anlatılır ki Keçiköy’de bir kahvehanede Ankara Radyosu kendi kendine türküler söylemekte, herkes ya sohbet etmekte ya da aznif oynamaktadır. Radyoda birden şu türkü yankılanır:

 

“Entarisi göğ idi nerden aldın öğüdü

 Ben sana yalvardıkça senin gönlün büyüdü

 

 Ayağında iskarpin kapkara zeytin gibi

 Bırakıp gittin beni kimsesiz yetim gibi”

 

 Kemençeye eşlik eden bu içli sese, herkes bir anda kulak kesilmiştir.  Tanıdık bir sestir bu. Türkü biter, aynı ses bir başkasına başlar:

 

“Konma bülbül konma meşe daline

 Benden selam olsun Ayşe geline

 

Konma bülbül konma dalım yok benim

Yalnız kaldım gidecek yolum yok benim”

 

 Bu Ordulu Yunus’tur… Yıllar önce çekip giden âşık, şimdi radyodan ses vermektedir. Ayşe de dinlemiş midir bu türküyü? Bunu bilmiyoruz. Ama Ordulu Yunus artık bütün Türkiye’nin tanıdığı bir kemençe ustasıdır, halk şairidir. bestecidir. Ankara Radyosundan her sabah ve akşam bütün yurda çalıp söylemektedir. 50 civarında türküsü  radyo arşivi için taş plağa alınır.

Kemençeci Yunus, bir süre sonra tanınmış bir türkücü olarak memleketine gelir, doğduğu, büyüdüğü ve sevdalandığı yerlerde gezer, türküler okur, kemençe çalar ama içindeki gökkuşağı solmuştur bir kez. Bir gazeteciye “Ben artık buralarda duramam, duramıyorum, gitmeliyim” der. Türküleri çok seven, Yunus’u geçmişte içli türküleriyle Ordu gazinolarında dinleyen Şevket Akyazı “Benimle gel” der ona. Akyazı, eski milletvekilidir; son seçimde seçilememiştir ve Eskişehir’deki demiryolu fabrikasına müdür olarak atanmıştır. Ordulu Kemençeci Yunus, Şevket Akyazı’yla birlikte bozkırın kentine gider; fabrikada çalışır. Bir daha da dönmez. Şimdi Eskişehir’in kimbilir hangi mezarlığında, kemençeyi, denizin sesini tanımayan topraklarda yatmakta...

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !