Kültürel Vandalizm ve Bugün

Bu hafta Halkevleri”nin kuruluş yıldönümüydü. Cumhuriyetin temel kurumu olan Halkevleri  bundan 75 yıl önce Atatürk’ün buyruğuyla kurulmuştu. Büyük bir amacı vardı Halkevleri’nin; o da  Anadolu kentlerinde aydın yetiştirmek, kültürün, sanatın aydınlığını bütün kentlere ve kasabalara yaymaktı. Başka bir deyişle, Anadolu aydınlanmasının lokomotifi olacaktı Halkevleri. Bu giderek köylere kadar yayılmış ve birçok köyde “Halkodaları” kurulmuştu.

Ordu Halkevi, ülke çapında bilinen, çok etkin bir birim olmuştu. İlk başkanı Hamdi Uzman’dı. Özellikle tiyatro alanında adını bütün yurda duyurmuştu Ordu Halkevi.

Halkevlerinin neler yaptıklarına küçücük bir örnek vermek istiyorum. Gelin, bu kuruluşun Ordu’daki 1940 yılı etkinlik dökümüne bir göz atalım: 6 konser düzenlendi, bu konserleri toplam 8230 kişi izledi. 2 fotoğraf sergisi açıldı. 4 tiyatro oyunu oynandı.1 film, 7 kez gösterildi. Halkevi kütüphanesinde 1765 kitap okurlara sunuldu yıl içinde.

Bu sayılar sonraki yıllarda  katlanarak artmıştı. Binlerce kitap çocukların ve gençlerin kullanımına sunulmuştu. Onlarca oyun, konser, sergi düzenleniyordu. Yerel kültürle ilgili kitaplar yayımlanıyordu. Bir dergi yayımlanıyor, yetenekli gençlerin ürünleri bu dergide kendine yer buluyordu. Konferanslar, anma günleri düzenleniyordu.

Kısaca; Anadolu aydınlanıyordu…

Sonra ne oldu? 1950 yılında iktidara gelen Demokrat Parti (DP), Halkevlerini kapattı. Hem de nasıl kapatma… Yasanın TBMM’den geçip Cumhurbaşkanı Celal Bayar tarafından onaylandığının gecesi, kimliği belirsiz kişiler (!)  Halkevinin kapısını kırdılar, önce kütüphanedeki bütün kitapları çuvallara doldurdular ve Civil ırmağına döktüler. Sonra Halkevinin bütün odalarını yağmaladılar. Değerli kimi nesneleri çaldılar. Değersiz, işe yaramayan malzemeleri Özel İdare’ye ve Defterdarlığa demirbaş olarak devrettiler. Atatürk’ün Ordu’ya geldiğinde yazdığı İdmanyurdu defeteri bile kurtulamadı bu vahşetten.

Sabah uyanan Ordulular, kırılmış kapısıyla karşılaştılar Halkevi’nin. Dağılmış dekorlarla, kostümlerle, kırılmış masalar ve sandalyelerle, yırtılmış evraklarla karşılaştılar. Civil ırmağı çevresinden o gün geçenler suda yüzen kitapları, dergiler gördüler…Bu neye düşmanlıktı, neyin öfkesiydi kimse bir anlam veremedi. Hatta o insanlar nereden çıktılar, kim buyruk verdi onlara, bilinemedi uzun yıllar.  Şimdi biliniyor; Ordu’da bu buyruğu verenin de o vahşeti uygulayanların da bir bölümünün adını en azından ben öğrendim, biliyorum ama bunun bir önemi var mı? Aslolan bu anlayış değil mi?

Halkevleri 55 yıldır yok… Bunun yerine Anadolu kentlerinde, kasabalarında diz boyu bilisizlik, cahillik var. Kapkara dinsel gericilik var. Yirmi birinci yüzyılda hurafelerle sınırlanmış yaşamlar var.

55 yıl öncesinin kültürel vandalizmi bugün hayatımızın her alanında. Kırıp döküyoruz, öldürüyoruz, Kurtlar Vadisi izleyip, vatan millet edebiyatı yapıyor ama yurdumuz için kılımızı kıpırdatmıyoruz.

Bir gün bugünleri de arayacak mıyız dersiniz?

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !